HABERLER & DUYURULAR

Maden Arama Faaliyeti ÇED Uygulamaları: Tarihsel Gelişim ve Mevcut Durum

12 Nisan 2017, Çarşamba

Bütün canlıların ortak varlığı olarak kabul edilen çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasının sağlanması amacıyla Çevre Kanunu ülkemizde 1983 yılında yürürlüğe girmiştir (11.08.1983 tarih ve 18132 sayılı RG). Çer- çeve kanun özelliğinde olan 2872 sayılı Çevre Kanununun uygulanması yönetmeliklere ve daha alt düzenlemelere bırakılmıştır. Kanunda belirlenen Yönetmeliklerin yürürlüğe alınması çalışmaları ise 1991 yılında Bakanlık kuruluncaya kadar Genel Müdürlük ve Müsteşarlık düzeyinde sürdürülmüştür.

Çevre Kanunu, tüm dünyada olduğu üzere ülkemizde de temelde “Önleyicilik” prensibine dayanır. Yani, kirlenme sonrası temizleme yerine olası çevresel etkilerin önceden belirlenip gerekli tedbir ve önlemlerin alınmasıyla her türlü çevresel etkinin ortaya çıkmadan önlenmesi veya en aza indirgenmesi ilkesidir. Çünkü kirletilmiş ve tahrip edilmiş bir çevrenin temizlenmesi, iyileştirilmesi ve yeniden sağlıklı ve dengeli bir çevre haline getirilmesi oldukça zahmetli ve uzun süreli bir iş olup aynı zamanda oldukça da maliyetlidir. Bu nedenle ekonomik gelişme ve kalkınma için yapılacak proje ve yatırımların doğayı tahrip etmeden ve çevreyi kirletmeden gerçekleştirilmesi tüm dünyada en doğru ve önleyici çözüm olarak kabul edilmiştir. Bu bağlamda, “Çevresel Etki Değerlendirmesi” uygulaması, kirlenen ve bozulan çevreyi temizleyip onarma yerine, olumsuz etkileri baştan önlemenin bir yöntemi olarak kabul edilmiştir.

“Önleyicilik” prensibi, Çevre Kanununun 10. Maddesinde “Gerçekleştirmeyi planladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler bir "Çevresel Etki Değerlendirme Raporu" hazırlarlar. Bu raporda çevreye yapılabilecek tüm etkiler göz önünde bulundurularak çevre kirlenmesine sebep olabilecek atık ve artıkların ne şekilde zararsız hale getirileceği ve bu hususta alınacak önlemler belirtilir. Çevresel Etki Değerlendirme Raporu’nun; hangi tip projelerde isteneceği, ihtiva edeceği hususlar ve hangi makamca onaylanacağına dair esaslar yönetmelikle belirlenir” şekliyle düzenlenmiştir.

Kanunda belirtilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği, Çevre Kanununun yayımlanmasından 10 yıl sonra 1993 yılında yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Literatürde ÇED kavramına dair farklı tanımlar bulunmakla birlikte, Çevre mevzuatında ÇED, “gerçekleştirilmesi planlanan projelerin (ger- çekleştirilmesi planlanan yatırımın) çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesi ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar" olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla ÇED, bir proje veya yatırımın çevre üzerinde önemli etkilerinin belirlendiği ve bu etkilere alınması öngörülen tedbir ve önlemlerin tespit edildiği bir süreçtir. ÇED süreci kendi başına bir karar verme süreci olmayıp karar verme süreci ile birlikte gelişen ve onu destekleyen bir süreçtir. ÇED bir izin süreci de değildir. Aslında ÇED, herhangi bir proje ve yatırımın olumsuz çevresel etkilerinin önceden belirlenerek, etkilerin ortaya çıkmadan önlenmesi için gerekli tedbirlerin tespit edilmesi amacıyla geliştirilmiş tahmin ve önleme dayalı çalışmalar bütünüdür. Bu sayede ÇED, karar vermeye yetkili mercilerin, sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması temelinde (sosyal ve ekonomik fayda ile çevrenin korunması ve toplumsal ilgi arasında hassas bir dengenin kurulması) en doğru kararı vermelerine katkı sağlar.

ÇED Yönetmeliği ilk yayımlandığı 1993 yılından günümüze kadar, uygulamadaki zorluklar, mahkeme kararları ve Avrupa Birliği Direktiflerine uyumun bir sonucu olarak birçok değişikliğe uğramıştır (1). 1993 yılından 2014 yılına kadar 5 ayrı ÇED Yönetmeliği yürürlüğe girmiş (1997, 2002, 2003, 2008 ve 2013 tarihli), bu süreç içerisinde ayrıca yönetmeliklerin bazı hükümlerinde birçok kez değişiklik yapılmıştır (1999, 2000(3 kez), 2002, 2004, 2008, 2009, 2011(2 kez) ve 2013 tarihli). 03.10.2013 tarih ve 27980 sayılı RG’de yayımlanan ÇED Yönetmeliği halen hazırda yürürlükteki yönetmeliktir. Ancak, Bakanlık tarafından hazırlanan revize ÇED Yönetmeliği Taslağı görüşe açılmış olup bu durum, ÇED yönetmeliğinin yakın zamanda yeni bir revizyonla yürürlüğe gireceğini işaret etmektedir. ÇED kapsamına giren faaliyet / projeler temelde iki gruba ayrılmıştır. 1. grupta kirletici vasfı yüksek olan ve ÇED Raporu hazırlanması mecburi olan faaliyet/projeler (Ek-1 Listesi), 2. grupta ise çevresel etkileri 1. gruptaki faaliyetlere göre daha az olan ve seçme eleme kriterlerine tabi faaliyet/projeler (Ek-2 Listesi) yer alır. 2. gruptaki projeler için kapsamlı ÇED çalışması gerekip gerekmediği seçme - eleme çalışmaları ile belirlenir ve bu süreç Seçme Eleme Süreci olarak tanımlanır.

Bu süreç sonunda ÇED Gereklidir Kararı verilirse proje için ÇED Raporu hazırlanması mecburi hale gelir ve Ek-1 Listesine tabi projeler için Yönetmelikle belirlenen ÇED Süreci uygulanır. ÇED Süreci’nin (Ek-1 Listesi) yürütme yetkisi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi İzleme ve Denetim Genel Müdürlüğü’ndedir. Seçme - Eleme Sürecinin (Ek-2 Listesi) yürütme yetkisi ise başlangıçta Bakanlıkta iken daha sonra Valiliklere devredilmiştir. ÇED’in hangi faaliyet ve projeler için gerekli olduğu ve çevre üzerinde belli bir etkisi olabilecek bütün projelerin ÇED kapsamı içinde olması gerekip gerekmediği konusu her zaman tartışma konusu olmuş ve geçen 20 yıllık süre içinde ÇED yönetmeliğinde birçok kez değişikliğe yol açmıştır. ÇED’e tabi projelere dair tartışma konusu içinde yer alan bir faaliyet alanı da Maden Arama Faaliyeti olagelmiştir. Bu bağlamda ÇED Yönetmeliği değişim ve gelişim süreci içerisinde maden arama faaliyeti için ÇED uygulaması irdelendiğinde karşımıza aşağı- daki gibi bir tablo çıkmaktadır: 02 Şubat 1993 tarihinde yayımlanan ilk ÇED Yönetmeliğinde Ek-1 ve Ek-2 listelerinde maden arama faaliyetine yer verilmemiş yani ÇED kapsamı dışında tutulmuştur. Maden arama faaliyetlerine ilk defa 23.06.1997 tarihli ÇED Yönetmeliğinin Ek-2 Listesinde (18. Madde) yer verildiği görülmektedir; EK II : Çevresel Etki Değerlendirmesi Ön Araştırması Uygulanacak Faaliyetler Listesi … 18-Madencilik faaliyetleri: Maden arama ve EK I de yer almayan Maden Kanunu kapsamındaki madenlerin çıkarılması ile Taş ocakları Nizamnamesinde ve Tuz Kanunu’nda belirtilen ocak işletmeleri ve/veya cevher hazırlanması işlemleri, Burada maden arama faaliyeti için bir tanımlama getirilmediği ve ne tip maden arama faaliyetinin kapsama alındığı anlaşılmamaktadır. 23.06.1997 tarihli ÇED Yönetmeliğinin getirdiği ve maden arama faaliyetlerini ÇED kapsamına alan bu yeni düzenlemenin iptali istemi ile Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı tarafından Danıştay’a dava açılmıştır (2). Danıştay; “... Maden rezervinin ortaya çıkarılması amacıyla yapılacak olan arama faaliyetleri sırasında maden arama alanı olan arazilerin tahrip olduğu, rezervin ekonomik olmadığı durumlarda yeterli rehabilite yapılmadan arazilerin terk edildiği bilinen bir gerçektir. Bu durumda çevreye yapılabilecek tüm etkiler göz önünde bulundurularak çevre kirlenmesine sebep olabilecek atık ve artıkların zararsız hale getirilmesi ve bu hususta önlemler alınması amacıyla doğada tahribatlar yapabileceği açık olan maden arama faaliyetinin Çevresel Etki Değerlendirmesi Uygulanacak Ön Araştırma listesine dahil edilmesinde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.” gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir (Danıştay 6. Dairesinin 19.11.1998. tarihli ve E.1997/4496, K.1998/5631 sayılı kararı, anılan kararın temyizi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu E. 1999/272, K. 1999/704 sayılı Kararı ile onamıştır). Bununla birlikte, 26.10.2000 tarihli Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde Değişik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. Maddesi ile ÇED Yönetmeliğinin Ek-2 Listesinin 18. Maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve “Maden Arama” faaliyeti Ek-2 Listesinden çıkarılmıştır. EK II : Çevresel Etki Değerlendirmesi Ön Araştırması Uygulanacak Projeler Listesi "18-Madencilik faaliyetleri: Ek 1’de yer almayan Maden Kanunu kapsamındaki madenlerin çıkarılması ile Taş Ocakları Nizamnamesinde ve Tuz Kanununda belirtilen ocak işletmeleri ve/veya cevher hazırlanması işlemleri," 2002 yılında yayımlanan ÇED Yönetmeliği (06.06.2002 tarih ve 24777 sayılı RG) incelendiğinde Ek-2 Listesinde madencilik projelerine ayrılan 34. Maddenin h Bendinde maden arama faaliyetlerine tekrar yer verildiği görülmektedir. Bu düzenlemede maden arama faaliyeti için hem bir tanımlama hem de bir eşik değer getirilmiş olup aynı sahada toplam 3.000 m üzerinde yapılan sondajlı maden arama faaliyetleri ÇED kapsamına alınmıştır. EK II : Çevresel Etki Değerlendirmesi Ön Araştırması Uygulanacak Projeler Listesi … Madencilik 34. Madencilik Projeleri: Ruhsat hukuku ve aşamasına bakılmaksızın; … h. aynı sahada toplam 3.000 m. ve üzerinde sondajla yapılan aramalar. 2003 yılının aralık ayında yeniden yayımlanan ÇED Yönetmeliğinde (16.12.2003 tarih ve 25318 saylı RG) Ek-2 Listesinin 35. Maddesinin (i) Bendi’nde sondajlı maden aramaları ile ilgili hükmün aynen devam ettiği görülmektedir. Ancak, 2004 yılında Maden Kanununda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun (26.05.2004 tarih ve 5177 sayılı) 28. Maddesi ile 09.08.1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanununun 10. Maddesine şu fıkra eklenmiştir: "Petrol, jeotermal kaynak ve maden arama faaliyetleri, çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) kapsamı dışındadır." Bu düzenleme sonrası, 2004 yılının aralık ayında yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin (16.12.2004 tarih ve 25672 sayılı RG) 5. Maddesi ile 16.12.2003 tarihli ÇED Yönetmeliğinin Ek-II Seçme ve Eleme Kriterleri Uygulanacak Projeler Listesinin (35) numaralı satırı değiştirilmiş ve bu değişiklik ile maden arama faaliyetleri listeden çıkarılmıştır. 2006 yılına gelindiğinde, Çevre Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun (26.04.2006 tarih ve 5491 sayılı) 7. Maddesi ile 09.08.1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunun 10 uncu Maddesine, "Petrol, jeotermal kaynaklar ve maden arama faaliyetleri, Çevresel Etki Değerlendirmesi kapsamı dışındadır." eklenmiştir. Bu düzenleme sonrasında, arama faaliyetlerini ÇED kapsamı dışında tutan 5491 sayılı Kanunla değişik 2872 sayılı Çevre Kanununun 10. Maddesi 3. Fıkrasının iptali Anayasa Mahkemesine dava konusu olmuştur.

Anayasa Mahkemesi “ÇED kapsamı dışında tutulan arama faaliyetlerinin, biyolojik çeşitlilik üzerinde ya da doğada değişiklikler meydana getirebileceği, bu değişikliklerin uzun dönemli etkilerinin olabileceği, bu nedenle çevre için riskler taşıdığı açıktır. Bu açıdan kural kapsamındaki arama faaliyetinde, mevcut risklerin ortadan kaldırılabilmesi ve önlenebilmesi için ÇED‘in öngörülmesi, Anayasa‘nın 56. maddesinde Devlete verilen çevrenin korunması yükümlülüğünün bir gereğidir. Kuralla, petrol, jeotermal kaynaklar ve maden arama faaliyetlerinin çevresel etki değerlendirilmesi kapsamı dışında tutulması Anayasa‘nın 56. maddesine aykırıdır” değerlendirmesi ile Çevre Kanunu’nun 10. Maddesinin 3. Fıkrasındaki hükmünü iptal emiştir (Anayasa Mahkemesi kararı, 15.01.2009 tarih ve E:2006/99, K:2009/9 RG.08.07.2009 tarih ve 27282 sayı) Anayasa Mahkemesi kararına istinaden, 19.12.2009 tarihli 27437 sayılı RG’de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılması Hakkında Yönetmelikle Seçme - Eleme Kriterleri Uygulanacak Projeler Listesinin (Ek-2 Listesi) 47. Maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 48. Maddesi ile Arama Faaliyetleri ÇED kapsamına alınmıştır: 48. Arama Faaliyetleri;

a) Hektar başına 500 m3'ün üzerinde yapılan yarmalı aramalar,

b) Ruhsat alanı içerisinde toplam 5000 m.'nin üzerindeki maden arama sondajları, 

c) Ruhsat alanı içerisinde toplam 10.000 m'nin üzerindeki jeotermal arama sondajları,

ç) Ruhsat alanı içerisinde hektar başına 10 adet sondaj ve üzerinde yapılan petrol ve doğalgaz arama sondajları" Bu düzenleme ile maden arama faaliyetlerinin yanı sıra jeotermal, petrol ve doğalgaz arama faaliyetleri de ÇED kapsamına alınmıştır.

ÇED’e tabi arama faaliyetleri için “sondajlı ve yarmalı” arama faaliyetleri tanımı ile birlikte yarma hacmi ve sondaj metrajı / sayısı gibi eşik değerler getirilmiştir. Buna göre, eşik değerin üzerindeki belirtilen arama faaliyetleri ÇED kapsamında değerlendirilecektir. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararına istinaden maden arama faaliyetleri için yapılan bu düzenleme TMMOB Çevre Mühendisleri odası tarafından iptal ve yürütmenin durdurulması istemi için dava konusu olmuş ve Danıştay, “maden arama faaliyetlerinin Anayasa Mahkemesi kararıyla ve Çevre Mevzuatı uyarınca eşik değerleri yönünden alt sınır koşut olarak ileri sürülmeksizin ÇED Yönetmeliği kapsamına alınması gerekirken, sadece EK-2 Seçme Eleme Kriterleri Uygulanacak Projeler Listesinde yer verilmek suretiyle bu listede tanımlanan eşik değerlerin altında kalan maden arama faaliyetlerinin ÇED Yönetmeliği kapsamı dışında bırakılacak şekilde düzenleme yapılmasının hukuka aykırı olduğu” gerekçesi ile Yürütmenin Durdurulması Kararı vermiştir (Danıştay 6. Dairesinin 10.12.2010 tarih ve E: 2010/2186 sayılı Yürütmeyi Durdurma Kararı). Bunun üzerine Arama Faaliyetleri 30 Haziran 2011 tarih ve 27980 sayılı RG’de yayımlanan “Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin” 5. Maddesi ile 17.7.2008 tarihli ve 26939 sayılı RG’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 25. Maddesinin başlığı değiştirilerek arama faaliyetleri yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenleme, arama faaliyetleri için Ek-1 ve Ek-2 sürecinden farklı bir süreç belirlemiştir. Arama Faaliyetleri (petrol, jeotermal, maden) için herhangi bir eşik değer belirtmeden, bir Çevre Mühendisi ve bir Yer Bilimci tarafından hazırlanacak “Arama Faaliyeti Eleme Kontrol Formu” ile Bakanlığa uygunluk müracaatı ve inceleme sürecinde Bakanlık tarafından gerekli görülmesi durumunda proje tanıtım dosyasının hazırlanmasını içermekte idi Ancak, bu düzenleme de Çevre Mühendisleri Odası tarafından yeterli görülmediğinden Danıştay’a tekrar dava konusu olmuş- tur. Danıştay 14. Daire tarafından “arama faaliyetlerinin herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksı- zın, bütünüyle çevresel etki değerlendirmesine tabi tutulması gerekirken, arama eleme faaliyeti kontrol formu ile başvuru sonucu Bakanlığın gerekli görmesi durumunda çevresel etki değerlendirmesi sürecine tabi kılan, dolayısıyla Bakanlık tarafından bir kısım arama faaliyetlerinin çevresel etki değerlendirmesi sürecinden istisna tutulabilmesine olanak veren bu düzenlemenin Anayasa’nın 56. Maddesine, 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 10. Maddesine ve yargı kararında yer verilen gerekçeler ile mevzuata aykırı olduğu” gerekçesi ile bu düzenlemenin yürütülmesinin durdurulmasına karar (Danıştay 14. Dairesinin 28.02.2013 tarih ve E:2011/15130 sayılı Yürütmeyi Durdurma Kararı) verilmiştir.

Arama faaliyetleri ile ilgili yeni düzenlemeyi de içeren yeni ÇED Yönetmeliği 03.10.2013 tarih ve 28784 sayılı RG’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Arama faaliyetleri bu yeni yönetmeliğin 26. Maddesi ile aşağıdaki gibi düzenlenmiştir: Arama projeleri MADDE 26 – (1) Maden, petrol, doğalgaz, kaya gazı veya jeotermal kaynak arama projeleri için EK-4’te yer alan ‘proje tanıtım dosyasının hazırlanmasında esas alınacak seçme eleme kriterleri’ doğrultusunda hazırlanan Proje Tanıtım Dosyası ile Bakanlığa müracaatta bulunulur. (2) Proje sahibi, arama projeleri için, çevresel etkilerin araştırılması amacıyla, bir dilekçe ekinde EK-4’e göre hazırlanan 3 adet Proje Tanıtım Dosyasını Bakanlığa sunar. Bakanlık sunulan Proje Dosyasını inceleyip değerlendirerek, proje hakkında ‘ÇED Gerekli Değildir veya ÇED Gereklidir Kararı’ verir. ÇED Gereklidir Kararı verildiği takdirde, Ek-3’te yer alan formata göre ÇED Başvuru Dosyası hazırlanması istenir. (3) Arama projelerine ilişkin Proje Tanıtım Dosyası hazırlayanlarla ilgili hususlar tebliğ ile belirlenir. Bu yeni düzenleme ile birlikte, • Arama Faaliyetleri için Proje Tanıtım Dosyası hazırlanması zorunlu hale gelmiştir. • Arama Faaliyetleri için ÇED Raporu hazırlanması gerekliliğinin önü açılmıştır. • Proje Tanıtım Dosyasının hazırlanması ve ÇED başvuru işlemlerinin ÇED yeterlilik belgesi almış Kurum / Kuruluşlarca yapılması zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Çünkü, Yönetmeliğin 26. Maddesinin 3. Fıkrasında "Arama Projelerine ilişkin Proje Tanı- tım Dosyası hazırlayanlarla ilgili hususlar tebliği ile belirlenir" ifadesi yer almakla birlikte, yeni bir Tebliğ henüz yayımlanmamış olup 18.12.2009 tarih ve 27436 sayılı RG’de yayımlanan ve yürürlükte olan Yeterlilik Belgesi Tebliği’ne göre ÇED Yeterlilik şartı aranmaktadır. • Arama Faaliyetlerine dair Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğü tarafından her yıl belirlenen Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Proje Başvuru Bedelinin ödenmesi şartı gelmiştir. • Bir önceki uygulamada Arama Faaliyetleri ÇED sürecine dair Karar verme Yetkisi Bakanlık ÇED İzleme ve Denetim Genel Müdürlü- ğünde iken, ÇED yönetmeliğinin 5. Maddesi gereğince 2014/05 no’lu Genelge ile 01 Mart 2014 tarihinden itibaren Valiliklere devredilmiştir. • 03.10.2013 tarih ve 28784 sayıl RG’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yönetmeliğin Geçici 4. Maddesine istinaden Bakanlık tarafından “Çevrim İçi ÇED Süreci Yönetim Sistemi (e-ÇED)’ ne” geçilmiş ve 01.11.2013 tarihinden itibaren maden arama projeleri dahil ÇED ile ilgili bütün işlemler http://eced.csb.gov.tr adresinde yayınlanmakta olan e-ÇED üzerinden yürütülmeye başlanmıştır. Bakanlık, 2014/05 no’lu Genelge ile birlikte maden arama projeleri ÇED Uygulamasına dair “Maden Arama Projelerine Yönelik Uygulama Talimatı”nı yayımlamıştır. Talimata göre Maden Arama Projeleri ÇED prosedüründe; • İnceleme değerlendirme süreci içerisinde, “yer görme” prosedü- rünün uygulanmayacağı, • Ruhsat sahibinin aynı olması koşulu ile birbirine mücavir birden fazla ruhsat için bir proje tanıtım dosyanın hazırlanabileceği, böyle bir durumda dosya içinde değerlendirilen ruhsat alanlarının 1/25.000 ölçekli haritada gösterilmesi ayrıca ruhsat alanlarının tamamını gösterecek şekilde 1/25.000, 1/100.000 veya 1/200.000 ölçekli harita veya planlara yer verilmesi gerektiği, • Proje alanının birden fazla il sınırı içerisinde yer alması durumunda, alanın büyük bölümü hangi ilde ise dosyanın o ilin koordinasyonunda diğer il veya iller dahil edilerek inceleme değerlendirme sürecinin gerçekleştirileceği belirtilmektedir. Arama faaliyetleri için Proje Tanıtım Dosyasının hazırlanmasında esas alınacak seçme eleme kriterleri incelendiğinde, atık (katı, sıvı, gaz ve benzeri) yönetimi özellikle sondaj çamuru yönetimi ve bertarafı ile sahanın rehabilitasyonu ve terkinin ön plana çıktığı görülmektedir. Ayrıca, sondaj alanının yerleşim yerine 100 m’den daha yakın olması durumunda gürültü kontrolü de önem kazanmaktadır.

Sondaj çamurunun yönetimi ve bertarafına dair iş ve işlemlerin ise Bakanlıkça yayımlanan 2012/15 no’lu “Sondaj çamurlarının ve Krom Madeninin Fiziki İşleme Tabi Tutulması Sonucu Ortaya Çıkan Atıkların Bertarafına İlişkin Genelge” doğrultusunda yürütülmesi gerektiği Talimatta da ayrıca belirtilmiştir. Bilindiği üzere, özel atık kapsamında yer alan maden atıklarının yönetimine dair bir yönetmelik ülkemizde henüz yayımlanmadığından (Bakanlık tarafından hazırlanan Maden Atıkları Yönetmeliği Taslağı Görüşe açılmıştır http://www.csb. gov.tr/gm/cygm/index.phb ) halen hazırda “Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik” hükümleri doğrultusunda iş ve işlemler yürütülmektedir. 2012/15 no’lu Genelge ile, • Maden arama sondaj çamurları “Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik” kapsamı dışına çıkarılmış, • Sondaj deliği hacminin en az 2 katı hacme sahip çamur havuzu yapımı zorunluluğu gelirken, • Sondaj çamurunun çamur havuzunda bertarafı izni verilmiştir. Ancak, Genelgenin 5. Maddesinden, sondaj çamurunun temiz su ve kil haricinde herhangi bir kimyasal içermesi durumunda “Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik” hükümlerine göre sondaj çamuru havuzu taban ve üst örtü sisteminde geçirimsizlik sisteminin oluş- turulmasının zorunlu olduğu anlaşılmaktadır. Burada ifade edilen “kimyasal”a dair ise bir açıklama (tehlikelilik özelliği gibi) getirilmemiştir. Suyun da bir kimyasal madde oldu- ğunun altını çizmek gerekir. Ayrıca, bertaraf edilecek nihai sondaj çamurunda herhangi bir tehlikeli kimyasal madde konsantrasyonu için herhangi bir eşik değer belirtilmemiş- tir. Bununla birlikte, herhangi bir tehlikeli kimyasalın sondaj çamuruna eklenip eklenmemesinden daha çok kimyasalın hacimce / ağırlıkça nihai çamurda hangi konsantrayonda bulunduğu daha önemli olacaktır. ÇED Yönetmeliği değişim ve gelişim süreci içerisinde gelinen noktada maden arama faaliyetleri ÇED kapsamına alınmış ve de ÇED Raporu hazırlanması gerekliliğinin önü açılmıştır. Daha önceki bazı düzenlemelerde sondajlı ve yarmalı maden arama projeleri olarak tanımlama yapılırken, bazılarında (en son düzenlemede olduğu gibi) yapılmadığı ancak uygulamaya bakıldığında sondaj ve yarma gibi intrüzif arama yöntemlerini içeren maden arama projeleri için ÇED Yönetmeliğinin uygulandığı anlaşılmaktadır. Bu aşamada, maden arama faaliyetinin ÇED kapsamında yer almasının gerekip gerekmediği tartışmasına girmeden, “orantısallık” ilkesinin altını çizmek doğru olacaktır. Yani, herhangi bir madencilik faaliyetinden kaynaklı olası bir çevresel etki için alınması gereken tedbir ve önlemin derecesinin çevre ve insan sağlığı açısından yarattığı risk temelinde belirlenmesi ilkesidir. Maden arama projelerine yönelik ÇED uygulamasının yetkili otorite tarafından bu temelde ele alınması ve değerlendirilmesi beklenendir.

Maden Atıkları Yönetmeliğinin yürürlüğe girmesi ile 2012/15 no’lu “Sondaj çamurlarının ve Krom Madeninin Fiziki İşleme Tabi Tutulması Sonucu Ortaya Çıkan Atıkların Bertarafına İlişkin Genelge” yürürlükten kalkacaktır. 2012/15 no’lu Genelge’den farklı olarak, Taslak Maden Atıkları Yönetmeliği “biyobozunur“ kavramını getirmektedir. Eğer sondaj çamuru temiz su ve bentonit haricinde biyobozunur olmayan herhangi bir kimyasal içeriyorsa çamur havuzunun taban ve üst örtü sisteminde geçirimsizlik şartı aranmaktadır. Taslak ÇED Yönetmeliği, “maden arama projeleri” açısından incelendiğinde ise arama projelerinin, Yönetmeliğin Ek-2 Seçme - Eleme Kriterleri Uygulanacak Projeler Listesine eklenmiş olduğu (56. satır) görülmektedir. Yürürlükteki Yönetmelikte Ek-2 Listesinde yer almamakla birlikte, maden arama projeleri ile ilgili ÇED süreci iş ve işlemleri, Ek-2 Listesi için belirlenen ”Seçme Eleme Süreci” doğrultusunda (“yer görme” prosedürü hariç) yürütülmektedir. İlgili AB direktifinde listede yer almayan maden arama faaliyetlerinin “orantısallık” ilkesi de dikkate alınarak Ek-2 listesine alınması yerine Yönetmelik içerisinde ayrıca yer verilmesi daha yerinde olacaktır. Ayrıca, yürürlükteki ÇED Yönetmeliğinde olduğu gibi Taslak ÇED Yönetmeliğinde de maden arama faaliyet çeşidine yönelik bir tanımlama yapılmamış olduğu görülmektedir.

Kaynak : Madencilik Türkiye - Sayı 42